Embed

Oktay Sinanoğlu ile söyleşi – 2

 

Oktay Sinanoğlu ile söyleşi – 2

 Ara 12th, 2011

 
 
 
 

‘Paralı asker acımasızdır’

Dünyada yeni kurulmaya başlayan moleküler biyoloji dalının ilk profesörlerinden biri olan, Türk kuramsal kimyacı ve moleküler biyolog Oktay Sinanoğlu, “küçük Amerika” haline getirilen Türkiye’nin içinde bulunduğu tehlikeli durum hakkında gazetemiz adına Osman Şahin’in sorularını yanıtladı.

-2003 yılı Nisan ayında New York’ta oturan Türklerin düzenlediği Köy Enstitüleri paneline katılmıştım. Kızım Buket Şahin Manhattan adasının güney ucunda yer alan Wall Street deki New York borsasına götürmüştü beni. Kızılderi kökenlidir Manhattan kelimesi. Beyazlar adayı kızılderilerden 25 cente almışlar. Duvar anlamına gelen Wall Street, kölelik döneminde Afrika dan zorla getirilen siyahiler için inşa edilmiş gerçek bir duvardan almaktadır ismini.

-Başkan Bush, 11 eylül den sonra patriot ‘yurttaşlık’ hukukunu öne çıkardı. Ve bu hukukla vahşi kapitalizm iyice vahşileşti. Başkan Bush, ulusa seslenişinde bu yasayı şöyle vurguladı:

‘İyi yurttaş olmak için, çok alışveriş yapın, çok araba kullanın…’

-7-8 milyon işsiz ve aç insanın yaşadığı ülkemizde bizim başbakan Erdoğan’ın, ‘en az üçer çocuk yapınız’ demesi gibi…

-Evet. IMF ülkelere zorla borç verir. Verdiği borcun nerelere harcanacağını da kendisi belirler. IMF den borç alan  devlet, borcu vaktinde ödeyemezde o ülkenin ulusal kaynaklarına  el koyar. Brezilya, Malezya ve Rusya IMF ye olan borçları yüzünden sürünüyordı. Sonra IMF ye tavır koyarak borçlarını kapattılar. Kendi ulusal kalkınma modellerine döndüler ve üç yıl içinde %8 büyüme hızına ulaştılar.  vardır. Batı alemine tıp bilimini biz öğrettik. Evrenkent (üniversite) batıya bizim uygur türklerinden gitmiştir. Benim çalıştığım Yale Üniversitesi’nin mimarisi, bizim Karatay Medresesi’nin  mimarisi örnek alınarak yapılmıştır.

Anadolu halkının dilinde doktor kelimesi değil, hekim kelimesi vardır. “Lokman hekim” türküsü vardır. ABD’deki doktorlar hekim değil, doktordurlar. Trafik memurları gibi hastaya  reçete yazarlar.

‘İyi yurttaş olmak için alışveriş yapın!’

-Özgün  Türk sistemi olan Köy Enstitüleri (1940-1946)  vardı. Köy enstitüleri Türklerin dünya eğitim sistemine önemli bir katkısıydı. Yoksul köy çocuklarını alarak okutuyorlardı. Fırsat eşitliğinden yanaydılar. Yaparak ve yaşayarak öğrenme metodu vardı. Ben Köy Enstitülerinde okumuş şanslı köy çocuklarından biriyim.

-Bugün en kötü eğitim sistemi batının batısı, batının batışıdır. Vakıf ve türbe kavramları da bizden geçmiştir batıya. Vakıflar kutsaldır. Vakıflara ait mallara, mülklere, yani halkın mallarına dokunulamazdi. ABD’liler  vergi kaçırmak için 1940ların sonunda vakıf sistemini kurdular. Rockefeller gibi. ABD Irak ve Afganistan daki askerleri için günde bir milyar dolar harcıyor. Ordusu paralı askerlerden oluşmaktadır. Paralı asker acımasızdır. Girdiği ülkede her türlü zulüm ve gaddarlığı yapar. Paralı oldukları sorumlu tutulmazlar. Süper güç diye bilinen ABD halkının yarısından çoğunun sağlık sigortası yoktur. Bebeklerin de. Ama aynı ABD, Irak ve Afganistan da katliam yapmak için günde bir milyar dolar harcıyor ve içi boşaltılmış bir özgürlük ve demokrasi lafıdır gidiyor. Bir ülkede ne yoksa en çok ondan söz edilir. Mesela Başkan Obama’nın fazla bir yetkisi yoktur. ABD de başkanlık okun ucuna takılan temrenden farksızdır. Asıl mekanizma oku ve yayı geren güçtür. Amaç küresel hakimiyettir.  “Küresel tam hakimiyet, Pentagon’un yazıp yönettiği gizli raporun gerçek adıdır.  Emperyalizm, başka ülkelerde neler yaptıysa, bizim ülkemize de aynısını yapmaktadır. Örneğin, DNA’sı değiştirilmiş gıdalar, domuz gribi, kuş gribi ilaçlarıyla psikolojik savaşlarla yeryüzü insanlığını bir kobay gibi kullanmak, gıdaların genleriyle oynamak, ruhbilimsel savaşlarla nüfusu yok etmek gibi. Afrika da AIDS, uzakdoğu da kuş gribi, Meksika da domuz gribi, çocuk felci virüsleri gibi. Son yıllarda ABD de Florida eyaletindeki Hava üssüne yakın bir yerde ‘Özel Hareket Ve Ruhbilimsel Savaş Üniversitesi’ kurdular.  Bu üniversite de uzun ve devamlı araştırmalarla, ince hesap ve yöntemlerle bir ülke savaşmadan, silah kullanmadan, tek kurşun atmadan nasıl ele geçirilir, bunun hesapları yapılıyor.

Ülkemiz onlar için psikolojik savaşın en kolay uygulandığı yerlerden biridir. Florida daki ‘‘Özel Hareket Ve Ruhbilimsel Savaş Üniversitesi’ nden Türkiye ye yollanan pek çok stajyerler ve uzmanlar vardır. Örneğin, Filipinler kılcal damarlarına kadar işgal edilmiştir. Kendini başka ülkelerin kültürüyle kaybedenler her zaman kaybetmeye mahkumdurlar.

Akvaryumdaki balık…

-Sayın hocam, siz ABD’de yıllarca kaldınız. ABD’nin iç yapısı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Günümüz ABDsindeki Dick Cheney ve çevresini şöyle anlatmak isterim: Dick Cheney ve çevresi bir çetedir. Bu çete ABD halkını soydu. Dışişleri Bakanı Condolezza Rice bakan olmadan önce bir petrol şirketinde danışmandı. Bush’un seçim kampanyasını Rice’in şirketi destekledi. Bush tekrar seçilince Condolezza Dışişleri olunca petrol şirketlerine vergi muafiyeti sağlandı. Cheney’in danışmanlığını yaptığı Halliburton adındaki inşaat şirketi  ise Irak’taki üs ihalelerini aldı. Savunma Bakanı Rumsfeld ise, kuş gribi için ilaç ve aşı üreten dev bir ilaç şirketinin yönetim kurulundaydı. Kuş gribi, domuz gribi, salgınlar icat edilince aşı satışları patladı, Rumsfeld çok zengin oldu. ABDnin devlet anlayışı sömürgecilik ve katliamcılığa dayalıdır. Ve işin acı yanı T.C. nin hala böyle bir devletten medet umuyor olmasıdır.  Bir kere Batı toplumlarında Bir kere Batı toplumlarında kendinden olmayanı insan saymama anlayışı vardır. Batının ülkesi ırkçıdır. ABD de zencilere ve kızılderililere karşı, Almanya da yahudilere karşı, günümüz Almanya ve Hollandasında da Türklere karşı ırk ayrımcılığı yapılmaktadır. Irkçılık batı ülkelerinin köklerinde vardır. Hıristiyan yobazlığını da bunlara katmamız gerekiyor. Ülkemizdeki ücretli, kontörlü ABD düdükleri, ABD’yi hala yeleli bir aslana benzeterek, ülkemizi ABDnin elinde kalan son kulu ve kölesi olarak tutmak istiyorlar.

Akvaryumdaki balık, akvaryumda olduğunu bilmez. Türkiye akvaryumdaki balık gibidir. Dışarıdan içeriye istenilen yemler atılıyor, gerekli bilgiler veriliyor ama istenilmeyenler duyurulmuyor.

Wall Street Patronları

Mesela,  “Federal Reserve” denen ABD Merkez Bankasının asıl sahibi devlet değildir. ABD Merkez Bankası 5 bankerden oluşuyor. Banka onların malıdır. 1905ten beri bu böyledir. Merkez Bankası’nın başkanını devlet seçmiyor. Beş banka kendi aralarında karar vererek, içlerinden birini ‘başkan’ diye atarlar. Mesela, eski Merkez Bankası Başkanlarından Greenspan vardı. Herşey bu adamın iki dudağı arasındaydı. Az konuşurdu. Paranın inip çıkacağını yalnızca o beş kişi bildiği için onlara hiçbir şey olmazdı. Borsanın her iniş çıkışında bu 5 banker trilyonlarca doları alır, götürürlerdi. Olan bitenlerden habersiz olan ABD halkı da milyarlarca dolar parasını kaybederdi. Ama Amerikan halkının bundan en ufak haberi yoktur.Federal Rezervin para basma yetkisi vardır. Para arzını, faiz oranlarını 1912 yılından beri istedikleri gibi ayarlarlar. Bunun adı ‘Demokrasi’ oluyor. Nasıl bir demokrasidir bu? Federal Rezervin başkanı seçilmiyor. Başkanlık seçimlerinde de Nasreddin Hoca’nın: ‘Parayı veren düdüğü çalar’ sözünde olduğu gibi harcanan milyonlarca dolar rol oynar. Seçim kampanyalarında harcanan bu paraların kaynağını kimse bilemez, gizlidir. Bunun neresi demokrasidir?

Başkan Clinton, çok sevdiğim, takdir ettiğim bir insandır. Sinirleri sağlamdır. Ama yumuşak tavırlıdır. Yale üniversitesini birincilikle bitirmiştir. ABD başkanı olunca özenle hazırladığı kalkınma planını uygulamak istedi. Başkanlık makamına oturur oturmaz derin bir düş kırıklığına uğradı. ABDyi arka plandan yöneten gizli gücün eski yöneticilerinden Rubin’i başdanışmanı olarak Clinton’ın yanına taktılar. Clinton, ona, hazırladığı iktisadi kalkınma planını anlatmaya başlayınca, Rubin ‘Hayır, bunları yapamazsın diyerek Wall Street patronlarının buyruklarını iletiyor. Clinton şaşırıyor. ‘Ne? Nasıl? Ben ABD Başkanıyım, şimdi o birkaç orospu çocuklarının emirlerine mi uyacağım?’ diye çıkışınca Rubin  sinirlenmiyor. ‘Aynen öyle yapacaksınız’ diyor. Ve Başkan Clinton, Wall Street patronları yüzünden istediği hiçbir şeyi yapamadı. Verilen emirleri yarım yamalak yerine getirmek zorunda kaldı. Wall Street patronları  Irak’ın o zaman işgal edilmesini istiyorlardı. Clinton Afganistan ve Irak’ı bombalatmaktan öteye geçmedi.

Yarın: Dibe vuran üretim, yeni dünya düzeni, küreselleşme…

Osman Şahin
AYDINLIK 

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!