Rum ve Yunan silahlanıyor

Rum ve Yunan silahlanıyor

Kıbrıs Rum yönetiminin Glafkos Klerides döneminde Rusya’dan satın aldığı, ancak Türkiye’nin tepkisi üzerine Girit’e konuşlandırılan S-300 füze sistemleri, artık resmen Yunanistan’ın malı oldu. Yunanlılar, bu silahlara karşılık Rumlara TOR-M1 füzeleri ve 155’lik SUZANA topları verdi.


Rum Yunan el ele silahlanıyor
S-300 füzeleri artık resmen Yunanistan’ın, TOR-M1’LER ve SUZANA’lar Rum malı oldu


Kıbrıs Rum yönetiminin Glafkos Klerides döneminde 8 yıl önce Rusya’dan satın aldığı, ancak uluslararası ve özellikle de Türkiye’den yükselen tepkiler üzerine, Rum tarafına getirilmeden Girit’e konuşlandırılan S-300 füze sistemleri, artık resmen Yunanistan’ın malı oldu. Yunanistan Savunma Bakanı Evangelos Meymarakis ve Rum yönetimi Savunma Bakanı Hristodulo Paşardis, S-300’lerin ve S-300’lere karşılık Yunanistan’ın Güney Kıbrıs’a verdiği silah sistemlerinin mülkiyet hakkıyla ilgili anlaşmayı önceki gece imzaladı. Anlaşma uyarınca, S-300’ler Yunanistan’a, Rum Milli Muhafız Ordusu’nun elinde bulunan, yine Rus yapımı olan küçük menzilli TOR-M1 füzeleri ve Slovak yapımı 155’lik SUZANA topları da Rum yönetimine devredildi. Anlaşma uyarınca, Rum yönetimine, adı açıklanmayan bir silah sistemi daha veriliyor.

Ortak Savunma Sahası Doktrini

İmza töreninde konuşan Yunanistan Savunma Bakanı Meymarakis, şunları söyledi: “Bu anlaşmanın imzalanması önemlidir. Çünkü bu imzalarla uzun zamandır bakanlara ve hükümetlere güçlük çektiren bir mesele çözülüyor. Ortak Savunma Sahası Doktrini geçerliliğini koruyor ve daha önce de defalarca söylediğimiz ve anlaştığımız üzere doktrinde hiçbir değişiklik yok. İlgili bütün tarafların mutabık kaldığı bir anlaşma bulundu ve bugün bu meseleye kesin bir son vermeyi, silah sistemlerini, mümkün olan en iyi şekilde bölge barışı ve istikrarı için değerlendirebilmek amacıyla, ülkelerimizin kuvvet yapılarına katmayı başarabildik.” Meymarakis, S-300’lerin Girit’te kalıp kalmayacağına ve Yunan Silahlı Kuvvetleri’nin elindeki diğer silah sistemlerine uyumlu olup olmadığına ilişkin sorulara, “Bu silah sistemleri, özümsenecek, geliştirilecek ve bölgedeki barış ve istikrara yardımcı olabilecek şekilde kullanılmak üzere Yunan kuvvetlerinin yapılarına katılacak” karşılığını verdi.

S-400’e dönüşecek

Rum Politis gazetesi de Yunan Silahlı Kuvvetleri’nin, söz konusu sistemleri hem aktifleştirme, hem de modernize ederek, S-400 haline getirme kararı aldığını yazdı. Rus yapımı S-300 PMUI füze sistemlerinin 8 yıl aradan sonra Girit’teki depolardan çıkarılarak, Yunan Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel projelerine tam olarak katılacağını kaydeden gazete, sistemin aktifleştirilmesinin ötesinde, modernize edilerek, S-400 haline getirileceğini duyurdu. Meymarakis’in bu konuda Rum yetkililere bilgi verdiğini de belirten gazete, özetle şunları yazdı:

Uçan her hedefi vurabilir

“Bu, Stealth teknolojisi uçakları, Cruise füzelerini ve 3 bin 500 kilometre menzilli ve saniyede 4,8 km hıza sahip balistik füzeleri imha edebilecek durumda olacakları anlamına geliyor. Yine, 10 metreden 50 kilometre yüksekliğe kadar olan hedefleri de vurabilir. Yapılacak geliştirmeden sonra Kıbrıs’ı ve Kıbrıs’a uçan Yunan uçaklarının kullanabileceği hava koridorlarını büyük ölçüde kapsayacağı açıktır. S-400 füzeleri, S-300 füzelerinden üç kat daha büyük menzile sahiptir. İster uçak, ister füze, hızı ne olursa olsun, neredeyse uçan her hedefi vurabilir.”



Papodopulos’a hediye gönderdi
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat eşi Oya Talat’la birlikte Cumhurbaşkanlığında halkın bayram tebriğini kabul etti. Tebrik kabulüne, devlet ve hükümet yetkilileri, askeri erkan ile halk katıldı. Talat, bir soru üzerine, yeni yıl nedeniyle Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile diğer Rum yetkililerine, her yıl olduğu gibi bu yıl da “kendi ürünlerinden” oluşan hediye gönderdiğini söyledi. Talat’ın Papadopulos’a yılbaşı hediyesi olarak, küçük bir sandığın içinde kravat, eşi Fotini Papadopulos’a şal, KKTC’nin Mehmetçik bölgesindeki bağlardan üretilen şarap, iki şarap bardağı, cevizli sucuk ve çikolata gönderdiği öğrenildi.


Kuzeyi işgal provası yapıyorlar
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rumların kişi başına silahlanmada Avrupa Birliği (AB) ve dünyada ilk sırada yer aldığına işaret ederek, Rumların tatbikatlarda bile Kıbrıs’ın kuzeyini nasıl ele geçirebileceğinin provasını yaptığını söyledi. Cumhurbaşkanı Talat, 21-25 Aralık Milli Mücadele ve Şehitler Haftası’nın 44. yıl dönümü dolayısıyla bugün KKTC Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği’ni ziyaret etti. Şehitler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunulduktan sonra konuşan Cumhurbaşkanı Talat, Rumların AB’ye girmesine rağmen silahlanmaya devam ettiğini, kişi başına silahlanmada AB ve dünyada ilk sıralarda yer aldığını vurguladı. Rumların, tatbikatlarda bile Kıbrıs’ın kuzeyini nasıl ele geçirebileceğini prova ettiğine dikkati çeken Talat, Kıbrıs Rum tarafının Kuzey Kıbrıs ile ilgili emellerinin artık kötü niyetli olmadığı iddialarının, inanılmaz bulunduğunu ifade etti. Talat, Kıbrıs Rum tarafının, AB üyeliği avantajını kullanarak, Kıbrıslı Türklere hiçbir hak tanımadan adanın bütününe egemenliğini yayma çabası içinde olduğunu, AB’nin de bu konuda kendini kullandırdığını söyledi. AB’nin Rum tarafının şantajlarına boyun eğerek, Kıbrıslı Türklerin kabul edemeyeceği davranış ve kararlarda bulunduğunu, bunun da Kıbrıslı Türkleri öfkelendirdiğini kaydeden Talat, Rum tarafının temel hedefinin Osmosis olduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Talat, bunu bire bir Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un dile getirdiğini ifade ederek, Papadopulos’un, Kıbrıslı Türklere siyasi eşitliği sadece kağıt üzerinde verdiğini, gerçekte bu hakkı tanımak ve vermek istemediğini belirtti.


Adalara 60 bin asker
TUSAM Başkan Vekili Ali Külebi, Yunanistan’ın silahlanma girişiminin tamamıyla Türkiye’ye yönelik olduğunu savundu.  Türkiye’de sınır ötesi operasyonun konuşulmaya başlanmasıyla birlikte Yunanistan’ın da Ege Denizindeki tacizlerinin başladığını ifade eden Külebi, “Türkiye’de sınır ötesi operasyonun konuşulmaya başlanmasıyla birlikte Yunanistan sahil güvenlik gemileri kara sularını ve uçakları da fır hattını ihlal etmeye başladı. Genelkurmay Başkanlığı daha sonra internet sitesinden yayınladığı bir bildiri ile Yunanistan’ı uyardı. Adeta kullandığı tabirlerle doğru durun mesajını verdi. Bu Yunanistan’ın her zaman yaptığı bir şey. Türk ordusu ne zaman bölücü terör örgütüne karşı operasyonlarını sıklaştırsa hemen bir takım ihlallerde bulunuyorlar. Bugünlerde bunların sıklaşmış olması dikkat çekici” dedi.

20 bin euro ayırdılar

Uluslar arası anlaşmalara göre Yunanistan’ın adalarda güvenlik güçleri dışında asker bulundurmasının yasak olduğunu belirten Külebi, “Yunanistan’ın 120 bin silah altında askeri bulunuyor. Bunların 60 bininden fazlası ise Ege adalarında bulunmakta. Bu uluslar arası anlaşmalara aykırı. Limni adasında, 12 adada, Rodos’ta asker bulunduruluyor. Rodos’ta sivil halktan çok asker bulunuyor. Aynı zamanda Limni adasında Çanakkale boğazının hemen girişinde tugay düzeyinde asker bulunduruluyor, ayrıca F-16 Blok 50 füzeleri de adaya yerleştirilmiş durumda. Adaların silahlandırılması da uluslararası anlaşmalara göre mümkün değil. Midilli, Sakız, Sisam bütün adalarda asker bulunuyor” şeklinde konuştu. Yunanlıların her zaman olduğu gibi yine arkadan oyun çevirmek istediklerine vurgu yapan Külebi, “Yunanistan 10 yıllık plan çerçevesinde silahlanmaya 20 milyon Euro ayırdı, ayrıca Rusya ile yapılan 2 milyar dolarlık anlaşma çerçevesinde bu ülkeden 450 adet zırhlı BMP-3 hafif tank alacaklar. Yine 6 tane fırkateyn ısmarladılar “ hatırlatmasında bulundu.



Genelkurmay sitesinden dikkat çekmişti
Genelkurmay Başkanlığı, 17 Aralık’ta internet sitesinden yaptığı açıklamada Yunanistan’ın antlaşmalara aykırı olarak, Rodos Adası ve On İki Ada’yı silahlandırmakta olduğunu belirtti. Sitede 20 Aralık 1522’de fethedilen Rodos’a ilişkin bilgiler ” Tarihten Kesitler “ başlıklı bölüm altında yayınlandı. Rodos Adası’na ilişkin fotoğraflara da yer verilen açıklamanın sonuç bölümünde şunlar kaydedildi: ” Yunanistan, 1923 Lozan Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması’nın şartlarına aykırı olarak Türkiye’nin güvenliği açısından hayati öneme sahip olan Rodos Adası’nı ve On İki Ada’yı dünyanın gözü önünde silahlandırmaktadır. Aslında Yunanistan bu davranışıyla, temeli 1850 yılında atılmış olan ve bugüne kadar da türlü oyunlarla başarı ile yürüttüğüne inandığı ’Megali İdea’ politikasının gereğine uygun hareket etmekte ve bunu yaparken de gayet kurnazca, dünya kamuoyunu, bu ’Adalara karşı yayılmacı emeller besleyen hayali Türk tehlikesine’ inandırmaya çalışmaktadır.

Türk varlığı eriyor

“Tabiatıyla bu tarz bir politikanın başarı sağlayabilmesi için de buralardaki Türk varlığı eritilmeye çalışılmaktadır” ifadesine yer verilen açıklamada, “Bu da hızlandırıcı bir etken olmaktadır. Dolayısıyla Rodos’ta Yunanlılar tarafından yapılan baskı ve tehditler sonucu Türklerin, sahibi bulundukları geniş arazilerini ve sair mülklerini yok pahasına satarak veya bırakarak doğdukları yerleri terk etmek zorunda bırakılması adalardaki Türk varlığının hızla erimesine sebep olmuştur. Ayrıca Osmanlı dönemine ait birçok kıymetli eser ’Fethi Paşa Saat Kulesi, Türk Kütüphanesi, Türk Şehitliği vs.’Rodos’ta Vakıflar İdaresinde bakıma muhtaç bir durumdadır. Bu eserler bilinçli olarak ya harap edilmekte ya da çeşitli bahanelerle ortadan kaldırılmaktadır” denildi.

390 yıl Osmanlı hüküm sürdü

Osmanlıların, İstanbul’un Fethi’nden sonra imparatorluğun emniyeti ve Anadolu’nun savunması açısından önem arz eden Rodos’a yöneldikleri belirtilen açıklamada, adanın Kanuni Sultan Süleyman’ın Belgrat’ı fethinden sonra alındığı ifade edildi. Fetihten itibaren (1522-1828) 306 yıl Rodos’un, Osmanlı idaresinde en huzurlu dönemini yaşadığı vurgulandı. 390 yıl (1522-1912) Osmanlı hakimiyetinin hüküm sürdüğü Rodos Adası ve On İki Adanın, 10 Şubat 1947’de yapılan Paris Antlaşması ile 1 Nisan 1947’de resmen Yunanistan’a teslim edildiği hatırlatıldı.


GenelkurmayYunanistan’ın,  Rodos Adası ile 12 adayı dünyanın gözü önünde silahlandırdığını bildirmişti



Rumlardan KKTC temsilciliğine protesto
Kıbrıs Rum yönetimi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) İtalya’nın başkenti Roma’da temsilcilik açmasını protesto etti. Rum basınına göre, Kıbrıs Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Erato Kozaku Markulli, İtalyan meslektaşı Masimo D’Alema’ya bir mektup göndererek bu  konudaki hoşnutsuzluğunu iletti.


 


Haber : Fatih ERBOZ

20/12/2007

YENİÇAĞ.

Yorum Yaz